Asgari Ücrette Gelir Vergisi Düzenlemesi

Bilindiği üzere 2016 yılı Ocak ayından itibaren bekar ve çocuksuz olan asgari ücretli çalışanlara 1.647 TL brüt ücret ödenmeye başlanmıştır. Bu tutarın net hesaplaması 1,300,99 TL’dir. Brüt ödeme yapan işyerlerinde Ekim ayından itibaren gelir vergisi kesintisi yapılan dilim değişmektedir. Önceki aylarda gelir vergisi matrahından %15 kesinti yapılmaktayken, ekim ayında kümülatif vergi matrahının 12.600’ün üzerine çıkmasıyla %20 kesinti yapılır. Böylece net ücret 1.300,99 TL’ nin altında düşer. Net asgari ücretin 1.300,99 TL’nin altına düşmeyeceği geçtiğimiz yılbaşında ifade edilmişti ve bununla ilgili tebliğ de 28 Ekim’ de yayınlandı. Bu tebliğe göre net 1.300.99 TL’ nin altına düşen ücretler, ilave asgari geçim indirimi yoluyla 1.300,99 TL’ ye tamamlanacak.

Uygulama Nasıl Olacak?

  • Kapsamda olan grup, gelir vergisi nedeniyle ekim ayından itibaren yılsonuna kadar net ücret kazancı 1.300,99 TL’ nin altına düşen çalışanlardır.
  • Net 1.300,99 TL’nin altına düşen çalışanın ücreti ilave asgari geçim indirimi yapılarak 1.300,99 TL’ye tamamlanacaktır.
  • İlave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, çalışanın ücreti üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecektir.
  • Gelir vergisi tarifesi nedeniyle ücretlerinde düşüş olsa da net ücretleri 1.300,99 TL’nin altına düşmeyenler bu uygulamadan yararlanamayacaklardır. (Ek ödeme alanlar ya da 123,53 TL’den yüksek AGİ alanlar)
  • Çalışanın ücret aldığı dönemde işe başlaması veya işten ayrılması, ücretsiz izin ve benzeri nedenlerle net ücretinin 1.300,99 TL’nin altına düşmesi durumunda ilave asgari geçim indirimi uygulanmayacaktır.
  • Asgari geçim indirimi bordrosunda yer alan ilave tutar dahil toplam asgari geçim indirimi tutarı, ücret ödemesinin yapıldığı döneme ilişkin ücret bordrosunun “Asgari Geçim İndirimi” satırına aktarılacaktır.
  • Asgari geçim indiriminin toplamı, ücretlinin o aydaki ücretinden kesilen gelir vergisinden fazla olamayacaktır.

Tüm bu düzenlemeler için, maalesef kullanılan ERP programlarına ek bir güncelleme yapılması gerekiyor.

 

Reklamlar

Dondurmanızı Nasıl Alırsınız?

Yazın bunaltıcı sıcak günlerinden birinde, soluklanmaya ve serinlemeye ihtiyacınız olduğunda karşınıza aromalı nefis dondurmalar satan güzel bir dükkan çıktığını düşünün; dondurma alıyorsunuz ve dondurmacı üstüne birbirinden lezzetli görünen meyveli ve çikolatalı soslardan isteyip istemediğinizi soruyor… Cevabınız ne olur?

Şirketlerin çalışanlarına sunduğu yan haklar dondurmanın üzerindeki sos gibi; olmazsa dondurmanın tadında bir değişiklik yaratmıyor ama olursa da dondurmanın lezzeti katlanarak artıyor ve daha büyük bir iştahla yiyoruz, yani çalışıyoruz.

Yan haklar Herzberg‘ in İki Faktör Teorisi‘ ndeki motive edici faktörlerdendir; yoklukları eksiklik yaratmıyor ama varlıkları çalışanın işinden memnuniyetine önemli ölçüde katkı sağlıyor. Tabi ki bu durum Türkiye’ deki ortalama, yetkinlikleri sınırlı bir çalışan için geçerlidir. Yetkinlikler arttıkça ve dolayısıyla iş gören kalitesi arttıkça yan haklar olmazsa olmaz hale geliyor; motive edici faktör olmaktan çıkıp hijyen faktöre dönüşüyor. Bu tip çalışanlar için yan haklar zaten olması gereken şeylerdir, eksiklikleri düşünülemez.

Günümüzde gelecekte de var olma iddiası olan bir şirketin çalışanlarına sadece maaş veriyor olması pek akla uygun değildir. Maaşların ortalamanın üstünde olması bile bu durumun çalışan üzerinde olumlu etkisi olmasını sağlamaz.  Peki, yan haklar çalışan memnuniyetine nasıl katkı sağlıyor? Çalışan maaş aldığında yaptığı işin karşılığı aldığını bilir. Çalışmıştır ve karşılığında hak etmiş olduğu maaşı almıştır. Anlaşma tamamlanmıştır. İşveren ve iş gören arasında eşitlik oluşmuştur. Çalışan kendisini işine daha fazla katkı sağlama konusunda sorumlu hissetmez. Fakat yan haklar olduğunda, ki bunlarla kastettiğim parasal olmayan unsurlar (hediye çekleri, eğitim, sağlık vb. destekler gibi), çalışan daha fazla çalışmak için kendisini sorumlu hisseder. Böylece sadece işini yapıyor olmasından öte potansiyeline yakın iş sonucu üretmeye yaklaşır. Zaten istenilen potansiyelin ortaya konulması değil mi? O zaman insan kaynaklarının ilk görevi bütçeyi geniş tutmak ve hayal gücünü konuşturmak!