Özgeçmiş Hazırlamak

Herkes kendi eğitimine, karakterine, deneyimine ve beklentilerine uygun, en iyi işte çalışmak ister. Bunun ilk adımı bir özgeçmiş hazırlayıp uygun şirketlere onu ulaştırmaktır. Bunları yaptık, peki neden telefon çalmıyor? Beklenti içinde zaman geçiyor ve umutsuzluk artıyor, en sonunda da “ben nerede hata yapıyorum?” diyorsanız okumaya devam…

Şimdi filmi başa saralım;

  1. Bir özgeçmişi gözden geçirme süresi iki dakikayı aşmaz; e-posta ile word de gelen ve açılınca fotoğrafı, tablosu kayan bir özgeçmişi önce düzeltip sonra okumak size ayrılan toplam iki dakikanın çoğunu çöpe atmak demektir. Bu nedenle özgeçmişler pdf olarak gönderilir.
  2. Yazım kurallarına dikkat etmek çok basit gibi görünsede gözden kaçan minik bir hata özgeçmişinizin tamamının okunmadan elenmesine neden olabilir. Aynı zamanda türkçe özgeçmişte kalan ingilizce yazılar ya da tam tersi size puan kaybettirir.
  3. İş deneyimlerini yazarken en üstte son çalıştığınız iş yerinin yer alması gerekir. Deneyimlerin tarihleri birbirine geçmiş olmamalıdır. Bu nedenle doğru tarihleri yazdığınızdan emin olun.
  4. “Karakter özelliklerim” gibi bir bölüm oluşturmayın. Görüşmeye davet edildiğinizde zaten açığa çıkıyor. Öncesinde de özgeçmişde yer alan; zekiyim, çalışkanım, her işi yaparım gibi cümleler anlamsız kalıyor.
  5. Özgeçmiş bir tane hazırlanıp saklanacak bir şey değildir. Özgeçmiş her başvuru yapılacak şirkete göre revize edilecek bir şeydir. Bu şu demektir; başvurduğunuz pozisyonla ilgili olmayan her şeyi çıkarın, sonuç olarak özgeçmişi görüntüleyen insan kaynakları görevlisi sizin mevcut arayış halinde olunan pozisyon ile ne kadar örtüştüğünüzü anlamaya çalışıyor. Örneğin güvenlik görevlisi olarak başvuru yapmıyorsanız sizin kick boks yapmanız pek “değerli” değil. Yazdığınız her şey hakkında düşünün ve şunu sorun “Ben bunu yazarken ne anlatmak istiyorum?” Örneğin; “Psikoloji ile ilgili kitapları okumayı sevdiğimi yazdım çünkü ben insan kaynakları departmanında çalışmak istiyorum ve insanlarla iletişimimde yararlanabilmek  için psikoloji ile ilgileniyorum.”
  6. “Kariyer hedefi” yazmak gereksiz, bunun yerine başvurulan şirkete hitaben yazılmış ön yazı oluşturmak çok daha değerlidir.Ön yazıda da neden söz konusu şirkette ve pozisyonda çalışılmak istenildiği kısaca ve güzelce ifade edilirse, iş görüşmesine davet edilme noktasında bir adım daha öne çıkmış olursunuz.

Özgeçmiş sizin işe davet edilmeniz için bir anahtarkısa ve öz hazırlamak ise işin püf noktasıdır. Genel yaklaşım “her şeyi yazayım, okuyanın dikkatini çeken bir şey çıkar nasılsa…” olunca işe davet edilmek de imkansız olur. Unutmayın, sizinle aynı kalifikasyona ya da daha fazlasına sahip bir çok kişi var ve bu insanlar sizin rakipleriniz. Bir adım öne geçmek her geçen gün zorlaşıyor. Zaten alınan eğitimler, edinilen deneyimler özgeçmişlerde görünüyor. Bunlar olumlu bir imaj yaratırken, bu saydığım basit hatalarla iş kaybetmeyin.

Özgeçmişinize özen gösterin ve defalarca okuyun, revize edin.

Reklamlar

Özgeçmişiniz İçin Bir İpucu

Harika bir özgeçmiş hazırladınız, iş görüşmesine davet edildiniz, güzel geçti ve geri dönüş bekliyorsunuz.

İnsan kaynakları profesyoneli tarafından bakılırsa, iyi hazırlanmış bir özgeçmiş elinizde, iş görüşmesini yapıyorsunuz, eldeki verilere göre aday ilgili işe uygun görünüyor, sıra referans kontrolüne geliyor.

Özgeçmişte belirtilen kişilere ulaşarak, önceden, iş arayan tarafından planlanmış görüşmeleri gerçekleştirerek elde edilen bilginin ne kadarı doğruyu yansıtıyor?

Sosyal paylaşım siteleri sayesinde gerçek yaşam ile eş zamanlı bilgi paylaşımı çok yüksek. Paylaşımların içeriği ve niteliği de paylaşımcı hakkında bilgi veriyor. Bu nedenle adınızın googleda search edilmesiyle ortaya çıkan bilgilerin kontrolünüzde olması gerekiyor. Çünkü bu bilgiler müstakbel işinizi elinizden alabilir. Bu, az içerik üretin demek değil, aksine hakkınızda hiçbir bilgi bulunmaması da içinde bulunduğumuz çağ gereği bir tür “geri kalmışlığa” işaret edebilir.

Sosyal medya kullanımında iki esas nokta var,

  • Üretilen içeriğin kalitesi
  • Üretilen içeriğin etkisi

Üretilen içeriğin kalitesinin yaşam deneyimiyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Benim için sosyal medya içeriğinin kalitesi, diğer kişiler için sağladığı fayda ile ölçülebilir. Kaliteyi, ortaya çıkan fayda ile örtüştürüyorum.

Üretilen içeriğin etkisini ölçümlemek istersek klout bize yardımcı olabilir. Klout, sosyal medya paylaşımlarını analiz eden ve sosyal medyadaki etkinliği, yani diğer kullanıcılar ile olan etkileşimi yüzde olarak puanlayan (klout skoru) bir websitesi. 2008’ de Joe  Fernandez tarafından kuruluyor. Time dergisi 2011 yılında, klout.com’u en iyi 50 internet sitesi arasında gösteriyor.

Özgeçmişinde fark yaratmak isteyenler, özgeçmişine klout skorunu ekleyerek işe başlayabilir. Cv de yer alan referans bilgilerinden daha gerçekçi buluyorum. (Ama bir de bu puanın ne olduğunu anlayabilecek insan kaynakları profesyonellerine ihtyacımız olabilir, Türkiye’ de ik çalışanlarının yetkinliği başka bir yazının konusu.)